|
|
 |
Okunma |
|
131 |
Facebookta Paylaş
Rıfat ARAZ’a Ait Dinî Tasavvufî Şiirler
BU AŞK...
Edep dergâhında, gam ocağında; Yüreği ateşe seriştir bu aşk!.. İbrahim misâli can durağında; Gülünü bıçağa veriştir bu aşk!..
Gâh içli sadâdır neyde, nâlede; Gâh nûrdur bir ömrü yakan şu’lede!.. Eyyûb’un sabrıyla dolan çilede; Bir nefsi, nefs ile deriştir bu aşk!..
Aşktır aşk ârifte hâl olan hikmet; Aşktadır riyâzet, baht, nasip, ni’met!.. Ne haset, ne riyâ, ne kin, ne nefret; Bir sonsuz sevgidir, barıştır bu aşk!..
Tûr’da tecellîyi Mûsâ’da seçip; Hızır’ın kandığı iksirden içip; Zamandan sıyrılıp, mekândan geçip; Maddeden ma’nâya varıştır bu aşk!..
Aşktadır her adap, yol, erkân, usûl; Hakîkat sırrını aşk eder hâsıl!.. Ezelden ebede döner muttasıl; Âlemi sevgiyle sarıştır bu aşk!..
Takvânın burcunda, kul emelinde; Ma’rifet gül açar aşk temelinde!.. Benliği kaybedip tevhît yolunda; Menzilden maksûda eriştir bu aşk!..
SOR BENİ…
Gönül, tefekkür et kevn ü mekânı; Maddeden ma’nâya hâle sor beni!.. Duydum ki varlığın aşktır lisânı; Hakk’ı tesbih eden dile sor beni!..
Tevekkül eyledim ezel takdire; Titreyen yüreğim daldı bu zikre!.. Şerh olup yazıldım en son tefsire; Elife, iki kat dala sor beni!..
Garip ney misâli âh ile yandım; Bu hicrân oduna aşkla dayandım!.. Mecnûn’um, Leylâ’da Leylâ’mı andım; Kızaran, kavrulan çöle sor beni!..
Bir ömür eledim ele getirdim; Nefsimin cehtiyle nefsi yetirdim!.. Bu hâkir damlada aklım yitirdim; Toprağa, ateşe, yele sor beni!..
Gördüm bu âlemin bin bir hâlini; Bir aşkın âh çeken her melâlini!.. Terk ettim dünyanın kıyl ü kalini; Makamdan, menzile, yola sor beni!..
Hikmete bağladım gönül sözünü; Tamahkâr eyleme nefsin özünü!.. Veren elde buldum vuslât izini; Yol ince, yük ağır, kula sor beni!..
KUDRET ELİNDEN…
Gönül, nefsin ile bî-karar olma; Mevlâ’m nasip verdi ni’met elinden!.. Nefs, sana yâr iken gel ağyâr olma; Sâlik neler çekti bid’at elinden!..
Ehl-i ma’rifetin hâldir nişânı; Her daim gül açar, ilmi, irfânı!.. Bir kula dar gelse arzın mekânı; Yedi gök yol olur rahmet elinden!..
Sendedir her makam, yol, durak, menzil; Âlemde sen oldun ilmiyle âmil!.. Gidenin Sûr’unu çaldı İsrâfil; Uyan gafil olma gaflet elinden!..
Tedbir al, olmazsa ısrar eyleme; Tevekkül eyledin efkâr eyleme!.. Amelsiz, niyetsiz, karar eyleme; Tâ ezel sınandık hikmet elinden!..
Aşk ile yoğrulduk tevhîd nûruna; Açıldık hilkâtin engin sırrına!.. Bugün bir gül sunsak Dost huzuruna; Yarın gülşen olur himmet elinden!..
Gönül, neyi eksen onu biçersin; Çekilir perdeler ömrü seçersin!.. Sınanır, elenir Hakk’a göçersin; Berâtın verilir kudret elinden!..
GÖNÜL İLE BİR ÂLEMDE…
Vade dolar, menzil biter; Bu can köşküm daim değil!.. Bir âlem ki, gelen gider; Uyan, nefsim masûm değil!..
Sevdâ çile, sevgi hüzün; Varlık O’nun kün feyekün!.. Kim demiş ki ilm-i ledün, Hâl ehline malûm değil?..
Ney misâli yanar nâ’lem; Elif okur gülüm, lalem!.. Bu çektiğim ömür çilem, Yüküm kadar elim değil!..
Can sofrası sermez ise; Gizli, ayan vermez ise; Bir yarayı sarmaz ise, Bu el benim elim değil!..
Gönül sende yazım, kışım; Ahde vefâ oldu işim!.. O yedi gök, arzım, arşım, Aşkım kadar azim değil!..
Tefekkür et kâr, zararı; Sen’sin bana Hakk nazarı!.. Gel çöz artık bu esrârı; Bu ne aşktır ilim değil?!..
GÖRDÜM…
Yâ Rab, bu aşk deryâsını; Can özümde bekâ gördüm!.. Yazdın ömrün dünyasını; Baht elinde, kaza gördüm!..
Aşk okudum, fark oldu fark; Sen’sin ezel ebed mutlâk!.. Kor yüreğim kırık bir çark; Her seyrinde cefâ gördüm!..
Arş’ı tuttu can kandili; Tevhît derdi, gönül dili!.. Dört kapıda, kırk menzili; Aşk derdine devâ gördüm!..
Her renk, şekil, vasıf, lisân; Sen’i söyler devir, devran!.. Kızardıkça gül, gülistân; Tende edep, hayâ gördüm!..
Ma’rifettir aşk nişânım; Aşk odunda, yandı canım!.. Sensiz değil hiç bir anım; Bu kullukta safâ gördüm!..
Hakîkat bu, budur hayat; Nefsi nefsten eyle azat!.. Kerem eyle, olsun murat; Bir canım var fedâ gördüm!..
SABIR YÜKLÜ…
Girdim gönül deryâsına; Nûr üstüne nûr yüklenir!.. Tevhît sinmiş mayasına, Bir sonsuza var yüklenir!..
Kul sınanır ayân beyân; Hâlde şükür, özde mizân!.. Bir ömürdür gizli, ayân; Edep, erdem, ar yüklenir!..
Aslı latif, vasfı narin; Ne haset var, ne hırs, ne kin!.. Öyle engin, öyle derin, Sabır yüklü sır yüklenir!..
Hilkâtim var esrârında; Hâsletim var efkârında!.. Yedi hikmet pazarında; İnci, mercan, dür yüklenir!..
Orda sevgi, orda ocak; Orda menzil, orda durak!.. Orda birdir yakın uzak, Gül özünden bir yüklenir!..
Orda döndüm öz hâlime; Orda yandım melâlime!.. Umut deren emelime; Her an hayır şer yüklenir!..
DÖNÜŞ ÂLEMİNDE…
Gönül söyle bu ne hâldir? ‘Vuslât’ dedi, döndü bu can!.. Bu ne hâlet, ne ahvâldir? Âb-ı hayât kandı bu can!..
Ne mal, ne mülk, ne ırk, nesep; Sende erdem, sende edep!.. Pervaneyim, aşktır sebep; İhrâm giyip yandı bu can!..
Varım aşktır, aşk esrârım; Aşkla döner her efkârım!.. Niye dinmez âh u zârım; Elif elif yundu bu can!..
Rahmet buldum Nûr dağında; Aşk okudum çerağında!.. Bir hakîkat ocağında; Dost’u her an andı bu can!..
Gönül, sende vefâ gördüm; İbret ile hikmet derdim!.. Bir emanet yola vurdum; Kaç menzile kondu bu can!..
Ne dil, ne huy, ne renk, desen; Tevhît gülü kokar gülşen!.. Can sırrını açsın beden; Dost’a bir gül sundu bu can!..
|