|
Cennet Anaların Ayakları Altındadır |
|
|
 |
Okunma |
|
123 |
Facebookta Paylaş AZİZ KARDEŞLERİM,
Beşeriyet ağacı, ilk defa topraktan yaratılmış, ana-baba aracılığı ile dallanmış, budak salmıştır. Böylece insan neslinin temelini de aile hayatı oluşturmuştur. Neslin devamına sebep olan ana-baba, ne kadar sevilir, itaat ve hürmet görürse; ana-baba da çocuklarını ne kadar güzel terbiye ederse, aile ve cemiyet hayatı da o kadar huzurlu olur.
Cenab-ı Hak, çocuğu ana ile babaya emanet ederek, önce onların kucağına vermiştir. İlk terbiye mektebi, ana-baba ocağı olmuştur. Bu ocakta çocuk, anne babasına ne kadar itaat ve hürmet ederse, terbiye derecesi o kadar yüksek ve faziletli olur. Çünkü, beşik sallayan eller cihana hükmederler. Gelenekler ve idealler de, aileler vasıtasıyla nesillerden nesillere intikal ederler.
AZİZ KARDEŞLERİM,
Bu muhterem varlıkların kıymetini bilmeyen, onların sevgi ve muhabbetiyle kalbi ürpermeyen, kalbi çarpmayan evlat, elbette cehennem ateşiyle kendine gelip " EYVAH ! " diyecek, feryat edecektir. Acaba ana-babasının rızasını alamayan bir evlat, peygamberimizin şu emirlerini unuttu mu? " Ana-baba cennet kapılarının tam ortasıdır. İnsanı cennete ulaştıracak en iyi şey, ana-babaya iyilik etmektir. ( Riyazus-Salihın c.1 s.365) buyurmuştur.
Eğer kim anasının sözünü dinler, iyi muamele de bulunursa, ona cennet vardır. Çünkü: " Cennet anaların ayakları altındadır." ( 500 Hadis-i Şerif, Ömer Nasuhi Bilmen, H.148 S.109 ) Ana-babanın sözünü dinlememek, kötü davranmak ise, imansız ölmeye sebebtir.
AZİZ MÜSLÜMAN;
O ana ki; gençliğini, güzelliğini, tazelik ve zindeliğini, neşesini, sağlığını, güç ve kuvvetini.... Tek kelime ile tüm hayatını vermiş, bitmiş, tükenmiş... Evladıma hayatım feda olsun demiş... Ömrü boyunca evladı için gözyaşı dökmüş, hasret ateşi, ayrılık acısı ile yüreği yanmış, gözlerinden yaş yerine kan dökmüş... Geceleri tatlı uykusunu, rahat ve huzurunu seve seve feda etmiş, selviler gibi boyu iki büklüm olmuş, beli kamburlaşmış.... Şimdi ise, üzerinde tir tir titrediği ciğerpare yavrusundan, Allah'ın kendisine vermiş olduğu görevi yapmasını beklemekte ve ondan medet ummaktadır.
Çünkü Cenab-ı Hak; "Onlara karşı öf bile deme " ( İsra Suresi, Ayet 23 ) buyurarak, anne ve babanın gönüllerinin hoş tutulmasını, onların incitilmemesini istemektedir. Diğer bir ayette de; " Biz, insanların ana ve babalarına iyilik etmelerini vasiyet ettik. " ( Ankebut Suresi, Ayet 8 ) buyurmaktadır.
AZİZ MÜSLÜMAN; İnsan olduğunu, müslüman aşkı ile yandığını, islam ahlakı ile süslendiğini, ana babaya itaat ve hizmet etmekle ispat edebilirsin. İtaat etmemek, dövmek, kapı dışarı etmek şöyle dursun, onlara " ÖF " bile diyemezsin. Allah'ın emirlerine karşı gelerek, ana-baba hakkını hiçe sayarak, edebsiz olamazsın.
Senin için herşeyini feda eden, yalvaran, yardıma muhtaç olan " EVLADIM! EVLADIM! " diye gözünden yaşlar akıtan, ana ve babanın feryadı karşısında vurdum duymaz olamazsın. Çünkü sen, Yüce Allah'ın; " Habibim, sen olmasaydın bu alemi yaratmazdım " ( Keşfu'li Hafa ve Menzili'l-Bas, c.1 s.45 ) hitabına mazhar olan Hz. Muhammed'in hayırlı ümmetisin, hayırsız evlat olamazsın....
AZİZ MÜSLÜMAN;
Ana ve baba kök, sen dalsın, çiçeksin, yapraksın.... Eğer onları, yani kökünü reddedersen, incitirsen ve istemezsen güneşin hararetli sıcağı karşısında suyunu nerden alacaksın? Yüce Peygamberimiz bile, süt annesine rastladıkça ve onu gördükçe hemen ayağa kalkar, saygı ve hürmetini gösterirdi. Mübarek hırkasını yere sererek, üzerine süt annesini oturtur, gönlünü alırdı. Saygının, hürmetin en alasını gösterirdi...
Evliyau'llah, annesiyle bir tabaktan yemek yiyemezlerdi. Soranlara: " Korkarım ki, annemin almak istediği bir lokma eti, ben bilmeden alırım da, annemi ondan mahrum bırakırım. " diyerek, annesinin bu kadarcık bir mahrumiyetine bile dayanamayacağını anlatırlardı.
Hz. İmam-ı Azam Efendimiz, Bağdat hapishanelerinde kırbaçlar altında inlerken; " Aman, bu halimi anam duymasın " diye çırpınmıştır. Çünkü annesinin hiçbir zaman, üzülmesini istememiştir.
AZİZ KARDEŞLERİM,
Kalp kırmanın, ana-baba dövmenin insanlıkla alakası yoktur. Baba ve ananın kıymetini yetim ve öksüzlere sor. Yıllardır " ANNEM " diyemeyen şefkatli kucağına atılamayan yavruları düşün, ve:
AĞLARSA ANAM AĞLAR, KALANI YALAN AĞLAR. ANA BAŞA TAÇ İMİŞ, HER DERDE İLAÇ İMİŞ, BİR EVLAT PİR OLSA DA ANA-BABAYA MUHTAÇ İMİŞ.. diye pişmanlığını bildiren haykırışı dinle.. Onların rızalarını dünya da iken kazan. Yoksa, dünya da rezil ve sefil olur, yarın da cehennem de inlersin....
|
Yorumlar |

|
|