Ana Sayfa  Sohbet Kuralları  İLahi SözLeri  İsLami VideoLar  isLami BiLgiler  iLahi DinLe Arama

..wWw.isLami-SoHBeT.Gen.TR... Türkiye'nin 1 numaraLı onLine  isLami SoHBeT portaLına hoşgeLdiniZ..

Menü

   Ana Sayfa
   isLami Sohbet
  Dantel Örgü - El işleri
  Dini Hikayeler
  Dualar
  Evliyalar
  Ezan DinLe
  Facebook Duvar Yazıları
  FiLisTin-Gazze
  Fıkralar
  Güzel Sözler
  iLahi kLipLeri
  iLahi SözLeri
  iLahiLeR - EzGiLeR
  IRC Komutları
  islamda çocuk
  islamda evlilik
  isLami BiLgiLer
  isLami FiLmLer
  isLami Rüya tabirleri
  isLami Sohbet Odalari
  islami Video
  islami şiirler
  Kadın Giyim Takı Moda
  Kuran DinLe
  Kutsal Geceler
  Mahrem Konular
  Namaz
  Serbest kürsü
  Sesli Türkçe Meal
  Sohbet Kuralları
  Yemek tarifleri
  İletişim
 

sitemap

 İSMAİL ALEYHİSSELÂM

Okunma

164
Facebookta Paylaş
İsmail Aleyhisse lâmın Doğumu


Sare'nin çocuğu olmuyordu . Saçı tamamen ağarıp iyice yaşlandıktan sonra, bir gün şefkat dolu duy­gusal bakışlarla vefalı eşine baktı. Kocasının hay­vanlarını ve arazisini idare etmekten dolayı kar­şılaştığı zorluklar Sare'yi çok üzdü. Bunun üzerine hizmetçisi Hacer'i Ona verdi ve O'nunla ev­lenmesini istedi. Umulur ki Cenab-ı Hak O'na llâcer'den bir çocuk verir de, O da Nübüvvette ve Allah'a davette varis olur. Kendisine işlerinde ve hizmetind e yardım eder, ilgilenir .

Ve Halilü'r Rahman Hâcer'le evlendi. Cenab-ı Hak O'na Hacer'den İsmail'i ikram etti. Fakat İb­rahim Aleyhisse lâm'm oğluyla mutlu olması fazla Hürmedi. Çünkü kıskançlık Sare'nin kalbinde dur­mayıp, hareketle nmeye başladı. Öyle bir hale geldi ki, artık çocuğa ve annesine tahammül edemez oldu. Sonunda kocasından onları çok uzak bir yere gö­türmesini istedi. Hatta onların seslerini dahi duy­masın. Allahu Teâla'mn dilediği bir işin gerçekleşmesi için İbrahim Aleyhisse lâm davasına Babil topraklarında ilk inanan, O'nun üzüntü ve sı­kıntılarını paylaşan, zor yolculukl arda beraber hic­ret eden, O'na ne gibi bir zarar geldiyse kendisine de gelen, namusunu koruyan eşi Sâre'nin isteğini geri çevirmedi, âdeta Halilü'r Rahman'ın hayatından ay­rılmaz bir parça oldu. Allah O'ndan razı olsun.

ibrahim Aleyhisse lâm oğlu İsmail ve hanımı Hacer ile birlikte yaptığı yolculuğunu, onları Şam'dan çıkarttığı andan itibaren oğluyla birlikte Kabe'yi yapmasına kadar anlatalım. Buhari'nin Sahih'inde tahric ettiği İbn-i Abbas rivayetin i bu ko­nuda hadis ve tarih kitaplarında gelen rivayetle rin en sahihi ve en detaylısı olarak buldum. Onun için de bu rivayeti serdettim . Şerhlerinde ise Hafiz İbn-i Hacer'in şerhini esas aldım. Çünkü o bu meydanın eridir. Benim bu rivayet hakkında yaptığım bazı açıklamalar ihtiyaç halinde olmuştur, bu da azdır. [1]



İbn-i Abbas’ın Rivayeti:


"Kadınlardan beline ilk defa kuşak[2] bağlayan İsmail Aleyhisse lâm'ın annesidir . Sare'ye, eserini (hamile olduğunu) belli etmemek için üzerine kuşak bağlamış sonra İbrahim Aleyhisse lâm onu ve oğlu İsmail'i daha emzirir halde iken götürmüş; beyt'in orada Zemzem'in ve mescidin üst tarafında büyük bir ağacın [3]altına koymuştur. O zaman Mekke'de hiç kimse yoktu ve su da bulunmuyo rdu. İbrahim Aleyhisse lâm onları oraya bıraktı, bir dağarcık için­de hurma, bir kap içinde de suyu yanlarına koydu ve hemen geri döndü. İsmail'in annesi (Hâcer) O'nun peşine düştü ve: "Ey İbrahim! Böyle insan ve hiçbir şey olmayan vadide bizi terkedip de nereye gi­diyorsun?" dedi. Bunu da Ona defalarca tekrar etti. İbrahim Aleyhisse lâm O'na hiç yönelmedi. Bunun üzerine İbrahim'e: "Bunu sana emreden Allah mıdır?" Bunun üzerine O "evet" der ve cevabını alır: "Öyle ise O bizi zayi etmez"[4] dedi, sonra geri döndü.

Ve İbrahim Aleyhisse lâm Hacer'in kendisini gö-remiyeceği Seniyye[5] tepesini aşıncaya kadar gitti. Orada Kabe'ye[6] yöneldi, ellerini kaldırdı ve şöyle dua etti: "Ya Rabbi! Ben zürriyetimi ekinsiz[7] bir vadide yerleştirdim. (İbrahim 37.âyette geçen bu duayı -"Yeşkurun"a kadar olan kısmı- Rabbinden niyaz etti

Ve annesi, İsmail'i emzirmeye ve bırakılan kap­taki sudan içmeye başladı. Kaptaki su tükenince susadılar. Acıyarak oğluna bakmaya başladı. O ise ağzından köpük geliyor[8] -veya ravi dedi ki- yerde ayaklarıyla debeleniy or. O halinden üzüldüğü için oradan uzaklaşarak en yakında Safa' tepesini buldu. Onun üzerine çıkarak vadiye döndü. Birisini gö­rebilmek için bakındı, fakat kimseyi göremedi. Der­ken Safa'dan indi, ta vadiye kadar geldi ve etek­lerini topladı.[9] Sonra çalışan bir insan gayretiyl e koştu, vadiyi geçti ve Merve'ye çıktı. Yine birisini gö­rebilmek için bakındı, ancak hiç kimseyi göremedi. Neticede bunu yedi defa yaptı. İbn-i Abbas devamla dedi ki: Allah Rasûlü Sallallah u Aleyhi Vesellem bu­yurdular ki: "İşte insanların Safa ile Merve ara­sındaki[10] Sa'y'i budur." Merve üzerine çıktığında bir ses duydu ve içinden kendi kendisine 'sus'[11] dedi. Sonra dinledi ve aynı sesi tekrar duydu. Bunun üzerine: (Sesin sahibine) "Sen işittirdin, eğer yanında bir yardımcı[12]varsa bana yardım et" dedi. Baktığında ise Zemzem mahallind e bir Melek[13] arka ayağıyla kazıyor. -Veya (ravi) dedi ki-[14] ka­nadıyla kazıyor. Su çıkıncaya kadar böylece kazdı.

Hacer suya havuz yapmaya ve elini suya daldırıp avucuyla suyu kabına koymaya başladı. Su ise co­şarak akmaktaydı. Hacer de suyun akmasını en­gellemeye çalışıyordu. İbn-i Abbas devamla dedi ki: Allah Rasûlü Sallallah u Aleyhi Vesellem buyurdu ki: "Allah İsmail'in annesine rahmet etsin eğer bı-raksaydı, -yahut şöyle dedi (ravi)- eğer Zemzem'den avuçlamasaydı, zemzem akan bir kaynak olurdu."[15]

İbn-i Abbas devamla: Hacer (sudan) içti ve ço­cuğunu emzirdi. Melek O'na: "Ziyan olmaktan korkma![16] Muhakkak; bu Allah'ın evidir.[17] Onu bu çocuk ve babası inşâ edecektir . Şüphesiz Allah bu evin ehlini zayi etmez" dedi. Beyt yüksek bir tepe gi­biydi. Sel suları Beyt'in sağ ve solundan akardı. Kedâin yolundan gelen, Cürhüm'den[18]olan bir aile -ya da- bir kafile[19] uğrayana kadar böylece devam etti. Sonra Mekke'nin alt kısmında konakladılar. Havada dönüp dolaşan bir kuş[20] gördüklerinde: "Bu kuş su üzerinde dönüyor. Bizim bildiğimize göre bu vadide su yoktu" dediler. Derken, keşif için bir iki kişi[21]gönderdiler. Keşif için gidenler, su ile kar­şılaştılar. Sonra dönüp onlara bunu haber verdiler. Böylece onlar da geldiler. İbn-i Abbas devamla: O sı­rada İsmail'in annesi suyun yanındaydı. Onlar: "Senin yanında konaklama mıza izin verir misin?" dediler. O da: "Evet, fakat suda sizin bir hakkınız yoktur" diye cevapladı. Onlar da kabul ettiler. İbn-i Abbas diyor ki: Allah Rasûlü Sallallah u Aleyhi Ve-sellem şöyle buyurdu: "İsmail'in annesi bu anlaş­mayı[22] yaptı. O ünsiyeti seviyordu . Bunun üzerine onlar da konakladı ve ailelerin e haber gönderdiler, onlar da hep beraber konakladılar. Hacer'in yanında evler yaptılar İsmail büyüdü ve onlardan Arapça öğ­rendi"[23] dedi. Gençliğinde İsmail onların hoşuna gitti.[24] Evlenme çağına geldiğinde de kendileri nden bir kadınla Onu evlendird iler.

Sonra İsmail'in annesi öldü. Derken İsmail ev­lendikten sonra İbrahim bıraktıklarının[25] halini öğ­renmek üzere geldi. İsmail'i bulamadı. Bunun üze­rine hanımından İsmail'i sordu. O da: Bize rızık[26] aramaya gitti, dedi. Sonra geçimlerinden ve du­rumlarından sordu.[27] O da: "Biz çok kötü bir hal­deyiz ve şiddetli geçim sıkıntısmdayız" diye İbrahim Aleyhisse lâm'a şikayette[28] bulundu. O: "Beyin geldiğinde O'na selam söyle ve O'na, kapısının eşi­ğini[29]değiştirmesini söyle" dedi. İsmail geldiğinde sanki bir şeyleri anlar gibi oldu ve "bize kimse geldi mi?" diye sordu. Hanımı da: Evet. Bize böyle böyle bir yaşlı zat geldi, seni sordu ben de söyledim. Ge­çimimizin nasıl olduğunu sordu, ben de zorluk ve sı­kıntı içinde olduğumuzu Ona haber verdim. İsmail: Sana bir şey tavsiye etti mi? diye sordu, O da: Evet, sana selam söylememi ve de kapının eşiğini de­ğiştirmeni emretti. İsmail: "O babamdı ve bana sen­den ayrılmamı emretmiş" dedi. Böylece onu boşadı. Onlardan başka bir kadınla evlendi. İbrahim Aley­hisselam Allah'ın dilediği kadar onların yanına uğ­ramadı, sonra geldi ve İsmail'i bulamadı. Hanımının yanına gitti ve İsmail'i sordu. O da: "Bize rızık ara­maya çıktı" dedi. İbrahim Aleyhisse lam: "Na­sılsınız?" dedi, ve geçimlerinden, hallerind en sordu.

O da: "Biz hayır ve bolluk içindeyiz" dedi ve Allah'a hamd-u sena etti.

Bunun üzerine İbrahim Aleyhisse lâm: "Ye­meğiniz nedir?" O da: "Ettir" dedi. İbrahim Aley­hisselâm: "İçeceğiniz nedir?" diye sordu. O da: "Sudur" dedi. İbrahim Aleyhisse lâm da: "Ey Allah'ım,[30] onları etinde ve suyunda mübarek kıl" diye dua etti. Nebi Sallallah u Aleyhi Vesellem şöyle buyurdula r: "O gün onların buğday taneleri yoktu. Eğer onların buğdayları da olsaydı, mutlaka onun hakkında da dua ederdi onlara." Devamla şöyle bu­yurdu: "Et ve suya Mekke halkından başka hiç kimse tek başına sabredeme z."[31] Ancak o ikisi de buna uymayarak sabretti.

İbrahim Aleyhisse lâm: "Eğer beyin gelirse O'na selam söyle ve kapısının eşiğini sabit tutmasını emret" dedi. İsmail Aleyhisse lâm geldiğinde; "bize hiç kimse geldi mi?" dedi. Hanımı da: "Evet. Bize güzel görünümlü, yaşlı biri geldi" dedi ve O'nu met­hetti. "Sonra benden seni sordu, ben de söyledim. Daha sonra geçimimizin nasıl olduğunu sordu, ben de hayır içinde olduğumuzu O'na haber verdim." İs­mail Aleyhisse lâm dedi ki: "Sana bir şey tavsiye etti mi?" dedi. O da: "Evet, sana selâm söyledi ve ka­pının eşiğini sabit tutmanı sana emrediyor"[32] dedi.

İsmail Aleyhisse lâm da: "O babamdı. Sen de eşik­sin. Seni tutmamı bana emretmiş" dedi. İbrahim Aleyhisse lâm Allah'ın dilediği kadar onlardan ayrı durdu ve daha sonra geldi.[33] İsmail Zemzemin ya­nında büyük bir ağacın altında okunu dü­zeltiyordu.[34] O'nu görünce kalktı babanın oğluna ve oğulun babasına yapması gereken şeyi yaptılar[35]İbrahim Aleyhisse lâm: "Ey İsmail! Allah bana bir emir verdi" dedi. O da: "Rabb'in sana ne emrettiys e onu yap" cevabını verdi. İbrahim: "Bana yardım eder misin?" İsmail: "Ederim." İbrahim: "Allah şurada bir Beyt (Kabe'yi) yapmamı emretti" dedi ve etrafından yüksekte olan Kabe'yi işaret etti.

İbn-i Abbas devamla şöyle dedi: "Beytin du­varlarını yükselttiklerinde, İsmail taş getirip, İb­rahim Aleyhisse lâm da bina yapmaya başladı. Bina yükseldiğinde ise,[36] taş[37]getirdi, İbrahim Aleyhisse lâm'ın ayaklan altına koydu, böylece yükselsin ve binayı rahat yapabilsi n. İbrahim o taşın üzerine çıkarak binayı yapıyor, İsmail de O'na taş veriyor, bir yandan da şöyle diyorlardı:

"Ey Rabbimiz! Bizden kabul et. Muhakkak ki, sen işiten ve bilensin!" (İbn-i Abbas devamla şöyle dedi Beytin etrafında dönünceye kadar binayı yaptılar ve bir taraftan da: "Ey Rabbimiz! Bizden kabul et. Mu­hakkak ki sen, işiten ve bilensin!" diyorlardı."

Buhari'nin rivayeti burada son buldu.[38]

Yeni nick:
Kanal adı:
Sifre:
Sifre ve email:

 



  Yorumlar

 
EHLi BEYTiN FAZiLETi


hayat hicrettir


Yunus Can Aci Gündür


Kuran ve sünnet ışığında KURBAN


Nihat Hatipoğlu Sahur Özel 30 Ağustos 2010 sohbeti izle 2. Bölüm


2012 En Güzel Regaib Kandil E Kartları


2012 Regaip Kandiliniz Mübarek Olsun


2012 Nihat hatipoğlu - Regaib Kandili Duası


Regaib Kandili Mesajları 2012 - Regaip Kandili Kutlu Olsun


Regaip Kandili Duası 2012


islami-sohbet.Gen.tr olarak islami sohbet - islami chat - dini sohbet - dini chat - islamisohbet - sohbet - chat - islamichat - islami cet - islami sohbet siteleri - dini Sohbet Kanali - islami chat Kanali - islami chat odalari - dini sohbet odalari - islam odasi - islami sohbet odalari gibi aramalar üzerine hizmet vermekteyiz

Dini sohbet  |  ilahi dinle  |  ilahi dinle  |  ilahi dinle  |  ilahi dinle  |  islami sohbet  |  ilahiler  |  ilahi dinle  |  islami sohbet  |  ilahi dinle  |  islami chat dini sohbet ilahi dinle  |  islami sohbet  |  islami sohbet  | 

Desing By eFe

Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır İslami-Sohbet.Gen TR