Ana Sayfa  Sohbet Kuralları  İLahi SözLeri  İsLami VideoLar  isLami BiLgiler  iLahi DinLe Arama

..wWw.isLami-SoHBeT.Gen.TR... Türkiye'nin 1 numaraLı onLine  isLami SoHBeT portaLına hoşgeLdiniZ..

Menü

   Ana Sayfa
   isLami Sohbet
  Dantel Örgü - El işleri
  Dini Hikayeler
  Dualar
  Evliyalar
  Ezan DinLe
  Facebook Duvar Yazıları
  FiLisTin-Gazze
  Fıkralar
  Güzel Sözler
  iLahi kLipLeri
  iLahi SözLeri
  iLahiLeR - EzGiLeR
  IRC Komutları
  islamda çocuk
  islamda evlilik
  isLami BiLgiLer
  isLami FiLmLer
  isLami Rüya tabirleri
  isLami Sohbet Odalari
  islami Video
  islami şiirler
  Kadın Giyim Takı Moda
  Kuran DinLe
  Kutsal Geceler
  Mahrem Konular
  Namaz
  Serbest kürsü
  Sesli Türkçe Meal
  Sohbet Kuralları
  Yemek tarifleri
  İletişim
 

sitemap

 Soru Cvp Yollu Mahrem Konular.

Okunma

739
Facebookta Paylaş
Soru Cvp Yollu Mahrem Konular.
İslam adabına göre, anne ve babanın yatak odalarına çocuklarının girmesinde nelere dikkat edilmelidir?

- Evdeki çocuklar, yaşları itibariyle erginlik çağına girenler ve girmeyenler olmak üzere ikiye ayrıldığı gibi; küçük yaşta olanlar da, iyiye kötüye, hayra şerre aklı erenler ve ermeyenler olarak ayrı bir tasnife tabi tutulabilirler.

Bu meseleye esas teşkil eden şaşmaz ölçü Nur Suresinin 58. ve 59. ayetlerinde yer almaktadır. Şöyle ki: “Ey iman edenler! Köle ve cariyeleriniz ve sizden olup da henüz büluğ çağına ermemiş çocuklarınız, yanınıza girmek için şu üç vakitte sizden izin istesinler: Sabah namazı öncesi, öğle vakti elbiselerinizi çıkardığınız zaman ve yatsı namazı sonrası sizin için üç mahrem vakittir. Bu vakitlerin haricinde yanınıza izinsiz girmelerinde ne size, ne de onlara bir günah yoktur. Çünkü onlar sizin yanınıza sık sık girmek zorunda kalırlar, siz de birbirinizi sıkça dolaşırsınız. Ayetlerini Allah size böyle açıklıyor. Allah her şeyi hakkıyle bilen, her işi hikmetle yapandır.”
“Çocuklarınız büluğ çağına erdiklerinde, kendilerinden önceki büyüklerin izin istemeleri gibi, bu üç vaktin dışında yanınıza girmek için izin istesinler. Ayetlerini Allah size böyle açıklıyor. Allah herşeyi hakkıyla bilen, her işi hikmetle yapandır.”

Ayet-i kerimede tasnife tabi tutulan üç vakitten sabah namazı öncesi, yataktan kalkıp giyinme zamanıdır; öğle vakti, bilhassa sıcak memleketlerde kaylule adı verilen gündüz uykusu zamanıdır; yatsı namazı sonrası ise, yatmak için soyunulduğu zamandır.

Demek ki, anne, baba hem büyük çocuklarından, hem de karı koca münasebetlerine aklı erebilecek yaşa gelen çocuklarından ayrı bir odada yatarlar. Bu çocuklar da bu üç vakitte veya anne, babanın üzerlerini değiştirdikleri zamanlarda onların bulunduğu odaya müsaadelerini almadan giremezler.

Büyük çocukların anne, babalarıyla olan münasebetlerine gelince; bu hususa şu hadis-i şerif ışık tutmaktadır: Ata bin Yesar anlatıyor: Resulullaha (a.s.m.) bir zat gelerek sordu:
“Ya Resulallah, annemin yanına girerken izin isteyeyim mi?” “Evet” cevabını verince, o zat tekrar, “Ama ben onunla beraber evde oturuyorum” dedi.

Resulullah ise, “Ondan izin iste” buyurdu.
O zat, “Ben onun hizmetini görüyorum” deyince, Resulullah, “Annenden izin iste, onu çıplak olarak görmek hoşuna gider mi?” diye sordu.
O zat, “Hayır” dedi.

Bunun üzerine Resulullah, “Öyle ise her seferinde yanına girerken annenden izin iste buyurdu.” (Muvatta, İstizan:1)

Evet, mesele ayet ve hadislerde özetle böyle yer alıyor. Bu ölçü ve adaba ne kadar uyabilirsek, o nispette rahat ve huzur buluruz.


Cünüp olarak bir şey yenip içilebilir mi?

Erkek olsun, kadın olsun cünüp olan bir insanın ellerini yıkamadan ve ağzını çalkalamadan bir şey yiyip içmesi mekruhtur. Bunun için, mümkünse bir şey yiyip içmeden önce eli ve ağzı yıkamalıdır. Zaten sâir zamanlarda yemekten önce elleri yıkamak sünnettir. Böylece aynı zamanda bir sünnet de yerine getirilmiş olur.

Âdet gören kadın için böyle bir kerahet yoktur. Fakat onun için de müstehap olan her seferinde elini yıkamasıdır.


Zina yapan birisinin, zina yapmayan birisi ile evlenmesi caizmidir?

Nur suresi üçüncü ayet-i kerimede "Zina yapan erkek, zina yapan kadınla ya da bir müşrik kadınla evlenir; zina yapan kadın da zina yapan bir erkekle ya da müşrik bir erkekle evlenir." buyurulmuştur. Peki yanlışlıkla bu yola sapmış birisi sonradan tevbe-i nasuh ile tevbe ederse durum ne olur?

Bu ayet ile ilgili açıklamaları Elmalı Merhumun Tefsirinden şöyle özetleyebiliriz. Önce farklı görüşleri verip, 7. maddede sonucu belirteceğiz:

1. Bazıları " bu ayette maksat, nikahın hükmünü açıklamak değil, zinanın kötülüğünü açıklamadır. Burada nikah çiftleşme manasındadır ve bu sebepten haramlık da zinanın haramlığıdır" demişlerse de anlamsızdır. Çünkü Kur'an da nikah, hep akit "nikahlanma" manasına geldiğinden çiftleşme manası verilmesi doğru değildir. Bir de bu manaca ayetin hiçbir fayda ifade etmemiş olacağı gösterilmiştir.

2. Hz. Aişe (r.a) dan rivayet edilmiştir ki: "Bir erkek bir kadınla zina etse onu nikahlayamaz, bu ayette haramdır. O işe başladığında zina etmiş olur…" Ebu Hayyan tefsirinde: Ashab-ı kiramdan İbn-ü Mesud ve Bera b.Azib (r.anhüma) nin de görüşlerinin böyle olduğu bildirilmiştir. (1) Fakat buna karşılık Hz. Peygamber (sav)'den bu konu sorulmuş "Evveli akılsızlık, ahiri nikahtır, haram, helali haramlaştırmaz." (2) buyurduğu nakledilmiştir. Ebu Bekr-i Sıdık, İbnü Ömer, İbnü Abbas ve Cabir'den ve Tavus, Said b. Müseyyeb, Cabir b. Zeyd, Ata, Hasen'den ve dört İmam'dan naklonunan görüşte caiz oluşudur. (3) Ancak Fahrür Razi tefsirinde zikredildiği üzere, zina eden erkek ve zina eden kadının iffetli erkek ve iffetli kadın ile ve iffetli erkek ve iffetli kadının, zina eden erkek ve zina eden kadın ile evlenmesinin haram olması, Hz. Aişe (r.anha) ve İbnü Mes'ud gibi Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali'nin (radiyallahu anhum ecmain) de mezhepleridir, (4) deniliyor.

3. Hasen'in görüşüne göre bu haramlık, belirli zina eden erkek ve zina eden kadın haklarındadır. Had cezası dediğimiz sopa vurulmuş zina eden erkek, ancak zina etmiş bir kadınla evlenebilir, Hz.Ali (ra) böylesinin nikahını reddetti diye, rivayet edilmiştir.

4. Bazıları bu hükmün Medine de İslam'ın başlangıcında gelmiş olup, daha sonra nesh edildiğini söylemişlerdir. Said b. Müseyyeb bu süredeki "Aranızdaki bekarları evlendirin." (Nûr 24/32) ve Nisa süresindeki "Size helal olan kadınlardan nikahlayın." (Nisa, 4/3) ayetlerinin umumlarıyla birlikte neshedildiği rivayet edilmiş ve bu görüş yaygınlık kazanmıştır.(5) Mutezilen Cübbai de icma ile nesholunmuştur, demiş. Fakat Fahrür-Razi tefsirinde açıkladığı üzere araştırmacı alimler bu iki görüşün ikisinin de zayıf olduğunu anlatmışlardır. (6) Çünkü neshedenin icma olduğunu söylemek ise, icmanın nasih olmayacağı Fıkıh usülü ilminde sabittir. Bir de Ebu Bekir, Ömer, Ali (radiyallahu anhum ecmain) gibi zatların muhalefetleri bulunan bir konuda, icma sahih olamaz. Bu sebepten icma ile nesholunmuştur, demek doğru olmayacağı gibi mensuh olduğuna icma edilmiş demek de doğru değildir. Çünkü açıklandığı üzere aksi sabittir. Gerçi "ve enkihul eyame minkum" ve "fenkihu ma dabe lekum" emirleri geneldir. Fakat bunların da dinen bir engel bulunmayanlara ait olduğunda şüphe yoktur. Bundan dolayı diğer haramlar gibi buradaki haram kılınmanın da engellerden biri olması düşünülebilir.(7)

5. Abdullah b. Ömerden, İbnü Abbastan (r.anhüm) Mücahidden, Said b. Cübeyr'den ve yine Said b. Müseyeb'den gelen rivayetlere göre bu ayetin iniş sebebi şudur: Cahiliye devrinde fahişeleri işleten kirahaneler (Kerhaneler) kerhaneciler vardı. İslam geldiği vakit Medine de bunlardan Ümmü Mehzûl gibi meşhur karılarla, kapıları bayraklı, alametli dokuz kadar kerhane bulunuyordu. Bu karılar, bu kerhaneciler hep müşriklerden idi. İçlerinde servet edinmiş olanları vardı. İslam'da zina haram olduğundan bu fahişelerden bazıları, yeni Müslüman olmuş olan bazısına nikah teklif temiş ve kabul ederlerse nafakalarını taahhüt etmek istemiş, onlarda fakirlikleri ve ihtiyaç içinde bulunduklarından dolayı Resülullah (asv)'dan izin istemişler, bunun üzerine bu ayet indirilmiş, o nikahın mü'minlere haram olduğu anlatılmıştır.

Bundan dolayı bazı tefsirciler bu haramlığın nüzul sebebi olanlara mahsus olduğunu zannetmişlerdir ki, "elif lamlar" ahd için demek olur. Gerçi karine tamam olduğu zaman hüküm, nüzul sebebine tahsis olunabilir. Fakat burada hüküm, umumi sıfat üzerine gelmiş ve bu suretle haramlığa sebep olanların şahıslarında değil; ötede zinakarlık, beride iman vasıfları arasında zıtlıkta gösterilmiştir. Bu ise tamim, yani umumilik karinesidir. Öyle ki "lam" ahde yorumlansa bile, hükmün kıyas ile genelleştirilmesi zorunlu olacaktır. Bundan dolayı, nüzul sebebine mahsustur, diyenlerin muradı da bu haram kılmanın özellikle kerhane fahişeleri hakkında olduğunu söylemektir.

Ve bu fahişelerin belirgin özelliği ise zinayı helal kabul etme veya hafife alma demektir ki, küfürdür. İslamiyet'in hakimiyeti ile o cahiliyet kalıntısı olan kerhaneler kalkmış ve had cezalarının konulması ve uygulanması İslam topraklarında artı öylelerinin ortaya çıkmasına meydan bırakmamış olduğu müddetçe, bunların nevi şahıslarına münhasır kalmış olmasından dolayı bu, onların şahıslarına mahsus kaldı, diyenler de olmuştur. Bununla beraber:

6. Tefsircilerin çoğunun açıklamasına göre, bu haram kılma, zina edenleri nikahlamaktan müminleri sakındırıp korkutmak için mübalağa içindir. Çünkü diyorlar; zina damgası basılmış fasıkların peşine takılmak caiz değil, mahzurludur. Fasıklara benzemesine, töhmet mevkiinde bulunmasına, hakkında kötü lakırdılar edilmesine ve daha birçok bozgunculuğa sebeptir. Günahkarlar topluluğunda oturmakta bile günahlar işlemeye maruz kalmak tehlikesi ne kadar çoktur! Artık zina eden kadınlar, kahpelerle evlenmek nasıl olur? "Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi olanları evlendirin." (Nur, 24/32) emrindeki "salah" "iyi olanlar" kaydında da bu manaya dikkat çekilmiştir. Ancak bir mümin, kaçınılması gereken böyle haram bir nikahı -faraza- yapmış olsa o nikah nikah olur mu? Yoksa o da bir zinamı olur?

7. Şimdi bunu özetlemekle ayetin manasını tesbit edelim: Burada üç kısım vardır: Müşrikler, zinayı helal kabul edip hafife alanlar, bir de böyle olmayanlar.

BİRİNCİSİ: Herhangi bir mümin erkeğin veya mümin kadının, şirk koşan bir kadın veya şirk koşan bir erkekle nikahı sahih olmaz, kesinlikle haramdır, o bir zina olur.

İKİNCİSİ: Zina eden erkek ve zina eden kadın, ayetin nüzul sebebi olan kerhaneciler ve sermaye olarak kullandıkları kadınlar gibi zinayı helal gören veya zinayı hafife alan takımdan ise, haramlığı nass ile benimsenmiş olanı helal kabul etme veya hafife alma küfür olduğu için, bunlar müşrik hükmünde olduklarından, nikahları nikah olmaz, kesinlikle haramdır, müşrik nikahı gibidir. Onun için ayette zina eden erkek ve kadın, müşrik erkek ve kadına denk tutulmuş, "Bu müminlere haram kılınmıştır" buyurulmuştur. Ayet bu iki kısmın nikahının haram oluşuna delildir. Ancak gerçekten tövbe etmiş olanlar başkadır.

ÜÇÜNCÜSÜ: Helal sayma veya hafife alma gibi küfür delili olmayarak zinası tesbit olunmuş, önceden de başından hiç nikah geçmemiş ise, iffet sahibi müminlerin bunları nikahlamaları tahrimen mekruh, fakat nikahları sahih olur. Ayetin tahriminin bu kısmı içine aldığı hususunda bir çeşit şüphe vardır. Onun için içtihada yol açmıştır.

İşte zikredilen ihtilaf, bu kısım hakkındadır. Yalnız Hz. Aişe (r.anha) ve İbnü Mesud ve Bera b. Azib hiçbirisinde nikahlanmayı uygun bulmamış, bu kısmın haramlığını da diğer iki kısım derecesinde tutmuşlardır.

Özetle söylemek gerkirse; zinayı helal sayanlar, ancak zina eden biriyle evlenmelidir. Zinanın haram olduğunu kabul edip nefsini uyarak zina eden bir müminin zina etmeyen birisiyle evlenmesi helaldir. Ayrıca içten ve samimi yapılan tövbeler inşallah kabul edilir.

Dipnotlar:

(1) Ebu Hayan, VI, 430
(2) Alûsi, XVIII, 88.
(3) Kurtubi, el-Camiu li Ahkami'l- Kur'an, XII, 169; Süyuti, ed-Durrul-Mansur,VI,126-130.
(4)Fahrü'r Razi, XXIII, 151.
(5) Alusi Ruhul Meani IX, 87
(6) Fahrür Razi, XXIII,152
(7) Suyuti, ed durul Mansur, VI, 128, 130.

Cünüpken âdet olduğunu anlayan kadın, cünüplük için ayrı abdest mi almalıdır?

Cünüpken âdet olan kadın, bir gusül abdesti alması yeterlidir. Yani bir defa boy abdesti almakla, hem cünüplükten hem de âdetten temizlenmiş olur.

Ben nefis perdesini araladım kapatamıyorum; tövbe ettiğim halde tutamıyorum. Nefsin şerrinden kurtulmak için ne yapmalıyım?

Nefsin şerrinden kurtulmanın önemli bir kaç yolu vardır.

Birincisi: Riyazet yapmak, sık, sık oruç tutmak, farzların yanında nafile ibadetleri de yerine getirmek suretiyle, kalbi takva dairesinde bulundurup güçlenmesini ve nefse mağlup olmamasını sağlamaktır.

İkincisi: Her an Allah’ın kendisini görmekte ve teftiş etmekte olduğunu, melekler tarafından her şeyinin görüntülenip kayıt altına alındığını ve mahşerdeki büyük mahkemede aleyhinde şahitlik edecek birer belge olduğu bilgisini iyice hazmetmek, özümsemek gerekir. Bizim tecrübelerimize göre, bu asırda ilmî yoldan bu perspektifi sağlayan eserlerin başında -iman hakikatlerini çok güzel bir mantıkla ders veren- Risale-i Nur külliyatı gelmektedir. Bu eserler, denemeye değerdir.

Üçüncüsü: Her zaman ölümü hatırlatan, Allah’ı hatırlatan bir çevrede bulunmaktır. Bilindiği üzere, genel anlamda insanı cehenneme davet eden dört şey vardır:

a. Fanî, geçici ve de aldatıcı olan dünya.

b. Kur’an’da “Garur = çok aldatıcı” olarak vasıflandırılan şeytan.

c. Her zaman kötülüğü telkin eden, terbiye edilmemiş nefs-i emmare.

d. Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz gafil arkadaş.

Bu dört aldatıcının tuzaklarına düşmemek için, bunlardan uzak durmak gerekir. Bu ise, sevgililerin değişmesine bağlıdır:

Fani dünya yerine, bakî cenneti tercih etmek.

Şeytanın kapılarını kapatan ve ahiretin kapılarını açan sağlam iman ve salih amelin sevdalısı olmak.

Kötülülüğü telkin eden nefs-i emmareyi dizginlemek için, onun arzu ve istekleri yerine, imanlı kalbin, şuurlu akl-ı selimin arzularını yerine getirmek.

Gafil insanlar yerine, kalbi uyanık imanlı arkadaşlar bulmak.

Bu maddeler birer meşktir, daha pek çok hakikatle aşk edebilirsiniz.

Gusül abdesti cinsi hayata ne kazandırır ?

Gusül abdestini Allah emrettiği için alırız. Yani İslâm dininde Allah emreder, Müslüman da emre itâat eder. Bir Müslüman gusül abdesti alırken, "kirden, pisten temizleneceğim" diye düşünmez. Gusül abdesti alması gerektiği için yıkanır. Amma bu arada temizlenmiştir de... Olabilir. Asıl olan "emre itâat"tir. Maddî temizlik, sonradan ve kendiliğinden gelen bir hâldir. Hemen şunu da belirteyim ki, gusül abdesti gibi, maddî temizlik emri de vardır. Bu sebeble gusül abdesti alan, her türlü maddî temizliğini de yapacak. Bu da ayrı bir konudur.

Gusül abdesti, bir emir olduğuna göre, gusül abdesti ile uzaktan yakından ilgili emirler de vardır. Meselâ Müslümanın zina etmesi, içki içmesi haramdır. Öyle ise, gusül abdesti alma emrine uyan Müslüman; "İçki içme, zina etme!" gibi emirlere de uyacaktır. Bu durumda dinî emirlerine uyan bir Müslüman iki şekilde cünüp olur: Biri, eşiyle; diğeri de uykuda...

Eşi ile cünüp olmak, iradeli bir davranıştır. Öyle bir zamanda cünüp olmalı ki, namaz vaktini kaçırmamalı. Yıkanma zamanı bulmalı. İşine geç kalmamalı, soğukta yıkanıp, hasta olmamalı.

Dikkat edilirse gusül abdesti alma mecburiyeti, insanın sık sık cünüp olmasını önlüyor. Bilindiği gibi sık sık cünüp olmak, insanın sinir sistemine ve beyin yapısına zararlıdır. Bir kısım hastalıkların sık sık cünüp olmakla ilgisi vardır. Hatta sık sık cünüp olanlarda verem, psikiyatri ile ilgili çeşitli rahatsızlıklar görüldüğü gibi, çıldırma, intihar gibi haller de görünür. Ayrıca insan hafızasının da zayıflamasına neden olduğu pek çok deneyim neticesinde görülmüştür. Fakat her hastalığı yalnız cünüplüğe bağlamak ilmî olmaz. Kısacası aşırı sıklıkta cünüp olmanın, insan sıhhatini menfî yönde etkilediği bir gerçektir.

Bir de kadının aybaşları halinde ve doğum sonrasında eş ilişkileri yasaktır. Böylece hem erkek korunmuş oluyor. Çünkü erkekteki cinsî mayi (Meni), erkek için bir enerji kaynağıdır. Vücut için üretimi çok zor olan canlı hücrelerin çok sık üretilerek vücudu zayıf düşürmesi engellenmiş olur. Cünüp olmadan evvel erkeğin gücü, düşüncesi, davranışları başkadır. Cünüp olduktan sonra, daha başkadır. Meselâ cünüp olmadan evvel erkek kendini daha güçlü ve hareketli hisseder, mes'eleleri daha iyi anlar. Karısına alâka duyar. Cünüp olunca, bunlar tamamen tersine döner. Şayet sık sık ve biraz da zorla cünüp olmalar tekrar edilirse, erkek havası inmiş futbol topuna döner. Bir nevi yıkılır.

Gusül abdesti ile hem de kadın korunmuş olur. Her cünüplükten sonra yıkanma mecburiyeti, kadını da cünüp olmaktan alıkor. Çünki vücuddaki kasılmalar ve duygu coşmaları kadında da ciddi enerji kayıpları meydana getirir.

Dengeli bir cinsî hayat, dengeli insan tipini ortaya koyar. Cinsî hayattaki ifrat ve tefrit, her davranışta anormal sonuçları doğurur.

Netice olarak : İnsanı yaratan, insanlara böbrek üstü kapsülleri koyan, meni denilen cinsî sıvıyı, belli yerde toplatan Allah, vücut makinasının en iyi şekilde çalıştırılması için gereken emirleri de vermiştir. Bunlardan biri de gusül abdestidir.

Yeni nick:
Kanal adı:
Sifre:
Sifre ve email:

 



  Yorumlar

 
Cübbeli Ahmet Hoca - Ramazan Ayin 26. Günü - 26 Agustos 2011 dinle


Hangi mevsimde hangi balik yenir?


Duvak Modelleri 2012 Uzun Duvak Trendleri


tığ işi örgü robası nakışlı jile çocuk elbisesi


BABA


2012 En Güzel Regaib Kandil E Kartları


2012 Regaip Kandiliniz Mübarek Olsun


2012 Nihat hatipoğlu - Regaib Kandili Duası


Regaib Kandili Mesajları 2012 - Regaip Kandili Kutlu Olsun


Regaip Kandili Duası 2012


islami-sohbet.Gen.tr olarak islami sohbet - islami chat - dini sohbet - dini chat - islamisohbet - sohbet - chat - islamichat - islami cet - islami sohbet siteleri - dini Sohbet Kanali - islami chat Kanali - islami chat odalari - dini sohbet odalari - islam odasi - islami sohbet odalari gibi aramalar üzerine hizmet vermekteyiz

Dini sohbet  |  ilahi dinle  |  ilahi dinle  |  ilahi dinle  |  ilahi dinle  |  islami sohbet  |  ilahiler  |  ilahi dinle  |  islami sohbet  |  ilahi dinle  |  islami chat dini sohbet ilahi dinle  |  islami sohbet  |  islami sohbet  | 

Desing By eFe

Copyright © 2009 Tüm Hakları Saklıdır İslami-Sohbet.Gen TR