|
Zaaflariyla insan |
|
|
 |
Okunma |
|
205 |
Facebookta Paylaş Zaaflariyla insan
 İnsan çevresindeki kişilerden daha çok kendisiyle uğraşır. Yani kendisine takılıp kalabilir. Takıntılarımız ise nefsimizle alakalıdr. Nefis ise; insanı âlâyı îlliyın derecesinden, esfel-i safilin derecesine düşürebilecek konumdadır. İnsan ki yaratılış itibariyle en üstün varlıktır. Bu üstünlük onun kusursuz ve hatasız olduğu anlamına gelmez. Her insan için zaaf gösterebileceği durumlar söz konusudur. Hayat ibremizi sürekli oynar hale getiren zaaflarımız, elmas değerinde olan insanı kamili, kömür gibi daha değersiz gösterebilir. Bu durum ise nefsin kendini kaybedercesine, fani ve geçici eşyaya meftun olmasındandır.
İnsan bu durumun aksine bir duruş sergilediği takdirde, yani yaptığı kulluk sayesinde yükselebilir; fakat onu çileden çıkaracak bir durum karşısında sabır göstermesi; şehveti karşısında ise kendisini zora soksa da, ona karşı durabilmesi onun kulluğuyla ulaştığı yükseklikten en tepelere, zirvelere çıkmasına vesile olacaktır.
Kişi kendini kontrol altında tutabilirse; kendisindeki olumsuzlukları, olumlu güce çevirebilir. Bundan sonrada elde ettiği bu güçle ışık hızı kadar çabuk, melekleri kıskandıracak evc-i kemali insaniyeye vasıl olabilir.
İnsan, Allah’ın kendisine vermiş olduğu akıl nimetini, nerelerde, nasıl kullandığı çok önemlidir. Verilen akıl nimetini insanlar zararına kullanmazsa yalnızca Allah’ın rızası adına kullanırsa, işte o vakit iradesiyle aklını , kendisi için şer olabilecek iken, hayra dönüştürecektir.
İnsan melekler gibi hiç bir durum karşısında zaaf göstermeyen yaratılmışlardan değildir. İçinde taşkınlıkları ve zıtlıkları olabilir. Bu durum kendisini harap edecek kadar ilerlemiş olabilir. Ama, bu harabiyet içindeyken kendisini iradesiyle ve Allah’ın inayetiyle üstesinden gelebilir. Yani; Allah’ın kendisine vermiş olduğu herşeyi memnuniyetle karşılamalı, bütün olumsuzlukları, zaafları, günahları aşarak ve yanlış tavırlarının esaretinden kurtararak Cenab-ı hakka teslim olmalıdır. Bu teslimiyet ise tam olmalıdır.
O yüce kudret ki; bazen kullarını öyle yerlerde kullanır ki, insan aklı bunu anlamayabilir; fakat Allah’ın kendisiyle birşey yapmak istediğini düşünüp, zaaflarının kurbanı olmamalı ve onları aşmasını bilmelidir. Bunun yolu da yapılacak olan Kuran a ve Efendimiz Hz Muhammed (s.a.s) sünnetine sığınmaktan geçmektedir.
Dünyadayken cenneti kazanma şerefine ulaşan Haydarı Kerrar olan Hz.Ali (ra) efendimiz, zaaflarını biz insanların yüreklerine su serpercesine kendisine verilen güzel bi at sayesinde, şu sözlerle ifade etmiştir;
"idarecilikten kaçmak için ne kadar da güzel" demiş...
Son olarak: zaaflarının farkında olan insan kendini bilir, kendini bilen Rabbini bilir. Böylece zaflarının kurbanı olmaktan kurtulur.
|
Yorumlar |

|
|